Yargıtay kararlarında mobbing, düzenli ve sürekli bir şekilde "bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren" fiiler ve davranışlar bütünü olarak tanımlanabilir.
Yargıtay 22. HD, 2017/8155-2017/16633 E.- K. ;“Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre de mobbing; “bir veya bir grup işçiyi sabote etmek için yapılan, zalimce, kötü niyetli, intikamcı, aşağılayıcı ve eleştirici tavırlarla kendini gösteren davranış biçimi” şeklinde tanımlanmaktadır.
Netice itibariyle öncelikle, mobbingin varlığının kabulü için iddianın sistematik, sürekli ve hedef gözeten fiillerin bulunması ve idida eden tarafından bu fiilerin somutlaştırılması elzemdir. Bu görüş Yargıtay'ın yerleşik içtihadıdır. Tek bir tanığın, mobbingin sistematik niteliğini ortaya koymayan münferit bir olayı beyan etmesi, kararların genelinde aranan "süreklilik" ve "sistematiklik" unsurlarını karşılamaktan uzak kalacaktır.
İspat standardı konusunda kararlar arasında bir nüans bulunsa da, "yaklaşık ispat" veya "kuşku uyandırma"nın yeterli görüldüğü kararlarda dahi, bu kuşkunun birden fazla olguya (elektronik posta, görev yeri değişikliği, diğer tanık anlatımları vb.) dayandırıldığı görülmektedir .(Yargıtay HGK, 2015/2274-2018/1428). Dolayısıyla, en esnek ispat standardını benimseyen kararlar bile, tek ve izole bir emareye dayanarak mobbing hükmü kurulmasını desteklememektedir.
Av.Sakine AKDAĞ DEMİR