TAŞKIN HACİZ (AŞKIN HACİZ)
Taşkın haciz (aşkın haciz) icra takip hukukunda sıkça karşılaşılan bir durum olmakla birlikte bazı şartların varlığı halinde borçluya şikayet etme imkanı tanımaktadır.
Öncelikle haczin ne olduğu tanımlayarak daha sonra taşkın haciz (aşkın haciz) müessesine değinmekte fayda vardır.
Alacaklı tarafın borçludan alacağını kendi imkanlarıyla tahsil edemediği durumda cebri icra yoluyla bir nevi devlet zoruyla alacağını tahsil etmek amacıyla başvurmuş olduğu hukuki yol evleviyetle borçluya karşı bir icra takibi başlatmaktır. İcra takibi başlatıldıktan sonra borçluya ödeme emri tebliğe çıkarılır ve usulüne uygun bir şekilde yapılan tebligat tarihinden başlayan 7 günlük süre içerisinde borçlunun takibe itiraz hakkı doğar. Şayet takip borçlusu bu 7 günlük süre içerisinde borca itiraz etmezse takip borçlu açısından kesinleşir ve alacaklıya haciz isteme hakkı doğar.
Alacaklı taraf bu sayede borçlunun maaşına, taşınır taşınmaz mallarına, banka hesaplarına vs. haciz şerhi koydurarak alacağını tahsil etmeye çalışır.
Elbette ki haciz işlemi uygulaması bakımından alacaklı tarafa sınırsız bir özgürlük tanınmamaktadır. Kanun hükmü gereğince alacaklı taraf borçlunun mallarından yalnızca alacağına yeteri kadarını haczedebilir. Aksi halde taşkın haciz söz konusu olacaktır.
Taşkın haciz (aşkın haciz) nedir sorusuna taşkın haciz kurumunun tanımı yapıldıktan sonra bir örnekle somutlaştırmak yararlı olacaktır. Taşkın haciz icra takip dosyasında alacaklı tarafın alacağına yeteri kadarını aşarak borçlunun malvarlıklarına haciz koyması işlemidir. İcra takiplerinde her ne kadar alacaklı tarafa alacağını tahsil etmesi için borçlu tarafın malvarlıkları üzerine haciz koyma yetkisi verilmiş ise de kanun koyucu bu hak ve yetkiyi bazı sınırlandırmalara tabi tutmuştur. Taşkın haciz de aynı şekilde hukuk düzeni tarafından engellenmeye çalışılmıştır.
Taşkın haciz nedir sorusuna yanıt verildikten sonra taşkın haciz durumuna örnek verecek olursak:
Alacaklı X Bankası kredi borçlusu Y kişisi adına icra takibi başlatmıştır. İcra ödeme emrini tebliğ alan Y 7 günlük süre içerisinde itiraz etmemiş ve takip kesinleşmiştir. Takibin kesinleşmesi ile birlikte alacaklı bankanın borçlunun malvarlıkları üzerinde haciz ve satış gibi icra işlemleri yapma yetkisi doğmuştur. Borçlu Y’nin haciz işlemleri esnasında 13 adet taşınmazının bulunduğu anlaşılmıştır ve bu taşınmazların tamamı üzerine haciz konulmuştur. Haczedilen taşınmazların yalnızca birinin alacaklının alacağını karşılamasına yettiği düşünülürse alacaklı taraf tarafından taşkın haciz işlemi uygulanmıştır denilebilir.
Taşkın haciz (aşkın haciz) sınırı yukarıda da belirttiğimiz üzere İcra İflas Kanunu’nda düzenleme bulmuştur.
İcra İflas Kanunu’nun 85. Maddesi;
“Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallarıyla taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek kadarı haczolunur.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri kanun hükmünün lafzı incelendiğinde yalnızca asıl alacağın değil bunun yanında faizinin ve masrafların da dahil edilerek hesaplanması gerektiğidir. Diğer bir anlatımla alacaklının ana parası bu paraya işletilen faiz miktarı ve icra takip işlemleri için ödenen masraflar toplanır ve taşkın haciz (aşkın haciz) sınırı bu miktar üzerinden belirlenir.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise haczedilen taşınır ve taşınmazların değerleri ile ilgilidir. Bilinmektedir ki haczedilen taşınır taşınmaz malların açık arttırma yoluyla satışının talebi halinde bu malların değerleri kıymet takdiri raporları ile belirlenir. Satış dosyası içerisinde kesinleşmiş bir kıymet takdiri raporu mevcut ise açık arttırma kıymet takdirinde belirlenen değerin yarısından başlatılacaktır. Bu durumda da alacaklı açısından taşkın haciz (aşkın haciz) sınırı kıymet takdirinde belirlenen değerin yarısı yani açık arttırmanın başlatılacağı miktar olarak belirlenir.
Genel olarak taşkın haciz Yargıtay kararları incelendiğinde alacak miktarı ile satış miktarı arasında mahsuplaşma yapılarak kalan miktar üzerinden taşkın haciz meydana gelip gelmediğini değerlendirmesi yapmakta fayda vardır.
Yargıtay 10. HD. 2015/14590 E. – 2016/3429 K. 17/03/2016 T.:
“Yukarıda anlatılanlar ışığında mahkemece eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulduğu anlaşılmış olup, yapılması gereken, söz konusu villanın satımı sonrası Kurum icra dosyası hesabına geçen miktar (149.854,89 TL) ile 03.06.2009 tarihinde haczi yapılan ve Kurum tarafından 1.290.000,00 TL olarak değer biçilen menkul malların bilirkişi marifetiyle tespit edilen değeri toplamından, davacı şirketin Kuruma olan borcunun mahsubu ile kalan miktara göre hüküm kurulması gerekmektedir.”
Taşkın haciz şartları incelenecek olursa;
Taşkın haczin meydana gelmesi için öncelikle usulüne uygun açılmış bir icra takibinin bulunması, takibin kesinleşerek alacaklının borçlunun malları üzerinde asıl alacağının, asıl alacağa işletilen faizin ve masrafların toplamından fazla bir miktarda borçlunun hak ve alacakları üzerinde haciz işleminin uygulanması gerekmektedir. Taşkın haciz (aşkın haciz) şartları bu şekilde olmakla birlikte yukarıda da değindiğimiz üzere taşkın haciz miktar sınırının da bu durumda göz önüne alınması gerekmektedir.
İcra İflas Kanunu m.16/1:
“Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.”
Görüldüğü üzere İcra İflas Kanunu 16/1 maddesi genel şikayet süresini düzenlemekle birlikte taşkın haciz şikayet süresi de bu kapsamda değerlendirilmektedir. Taşkın haciz (aşkın haciz) şikayet süresi için uygulamada ve teoride çoğunlukla kabul gören görüş öğrenmeden itibaren yedi gün olduğudur.
Borçlu taraf icra hukuk mahkemesine yapacağı şikayet yoluyla alacaklının ziyadesiyle haczetmiş olduğu malvarlıkları üzerinde haczin kaldırılmasını talep edebilecektir.
Taşkın haciz durumunda borçlu taraf işlemin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacak 7 günlük hak düşürücü süre geçmeden şikayet kanun yoluna başvurmalıdır. Aksi halde borçlu tarafın taşkın haciz şikayet süresi içinde yapılmaması sebebiyle reddedilecektir.
Ancak azınlıkta olsa bile bazı yazarlar taşkın haciz kamu düzeni ile bir bütünlük oluşturduğunu ve bu sebeple taşkın haciz şikayet süresi bakımından süresiz şikayet hakkına sahip olunabileceği de savunulmaktadır.
Taşkın haciz süresiz şikayet hakkı ile ilgili herhangi bir yargı kararı bulunmamakla birlikte temellerini kanunun emredici hükmüne aykırı olması ve taşkın haciz kamu düzeni ile birlikte birçok yasal hakkı yakından ilgilendiriyor olmasından almaktadır. Zira taşkın haczi engelleyen İİK 85. Maddesi göz önüne alındığında bu hükmün aslında bir emredici hukuk kuralı olduğu ve borçlunun mallarının alacağı aşkın bir şekilde haczi durumunda tasarruf ve mülkiyet hakkının aşırı bir şekilde kısıtlanacağı, menfaat dengelerinin sarsılacağı da bir gerçektir. Bu gerekçeyle taşkın haciz durumunda süresiz şikayet hakkının bulunduğu da ileri sürülebilir.
Gerçekten de taşkın haczin başta ‘’ölçülülük ilkesi’’ olmak üzere Anayasal bir çok ilkeyi ihlal ettiği ve taşkın haciz kamu düzeni ile yakından alakadar olduğu gerçeği göz önüne alındığında şikayet konusu olan taşkın haciz süresiz şikayet hakkına sahip olunabileceği de kuvvetli bir ihtimal olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ancak her ihtimale karşı öğrenmeden itibaren yedi gün içerisinde şikayet yoluna başvurmak en sağlıklı yol olacaktır.
Taşkın Haciz görevli mahkeme icra hukuk mahkemesidir. Taşkın haciz yetkili mahkeme ise haciz işleminin gerçekleştirildiği yer icra hukuk mahkemesidir.
Ancak uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardan biri ise icra takibinin başlatıldığı yer ile malların bulunduğu yerin farklı olması halidir. Bu durumda haciz işlemleri talimatla malların bulunduğu icra dairesi tarafından yapılır. Hal böyle olunca talimat ile haciz işleminin gerçekleşmesi durumunda şikayetin nereye yapılacağı sorusu akıllara gelmektedir. Şayet icra takip dosyasında talimat ile başka bir yerde haciz işlemi gerçekleştirilmiş ise ve taşkın haciz uygulanmışsa bu durumda şikayetin talimat dosyasının bulunduğu yerdeki icra hukuk mahkemesine yapılması gerekmektedir
Başlatılan icra takibinin ilamlı ya da ilamsız olması; haciz türünün ekleme haczi, tamamlama haczi ya da ihtiyati haciz olması önemli değildir. Bütün bu haciz türlerinde aşkın haczin meydana gelmesi mümkündür.
Mahkemece ihtiyati haciz kararıyla belirlenen değerin üstünde malvarlığına haciz konulması halinde de taşkın haciz söz konusu olacaktır ve bu durumda şikayet yoluna başvurulabilir.
İhtiyati hacizde taşkın haciz olur mu sorusuna cevap verildikten sonra taşkın haciz satışı durdurur mu yoksa durdurmaz mı sorusuna yanıt vermekte fayda vardır.
Taşkın haciz durumunda şikayet eden icra hukuk mahkemesinden şikayete haciz işleminin durdurulmasını talep etmekte fayda vardır. Zira İcra İflas Kanunu 22. Maddesinde:
“Şikayet, icra mahkemesince karar verilmedikçe icrayı durdurmaz.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda icra hukuk mahkemesinden taşkın haciz işleminin yanında satış işlemlerinin durması talep edildiğinde sistematik olarak haczedilen malların satışları da durdurulabilecektir.
Dikkat edilmesi gereken husus her ne kadar icra hukuk hakimi haciz işleminin durdurulmasına kendiliğinden karar verebiliyor ise de haciz işlemi ile birlikte satış işlemlerinin de tedbiren durdurulmasının şikayet dilekçesi ile birlikte talep edilmesinde fayda vardır.
İcra takiplerinde takip işlemleri alacaklı asil ya da avukat eliyle yürütülür. Bu durumda aşkın bir şekilde haciz talebinde bulunan avukatın sorumluluğunun bulunup bulunmadığına da değinmekte fayda vardır.
Alacaklı vekilinin haciz talep ettiği durumlarda talep edilen haczin hukuka uygun olup olmadığının takdiri icra memuruna aittir. Bu durumda icra memurunun aşkın haciz talebini hukuka aykırı bulmayarak bir nevi emredici hükme aykırı davranarak kabul etmesi durumunda illiyet bağı kesilmekte ve avukatın sorumluluğuna gidilememektedir.
Genel olarak icra hukuk mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz edilip edilmediğine ilişkin yapılan ayrımda devreye İcra İflas Kanunu’nun 363. Maddesi girmektedir. Bu maddede tahdidi bir şekilde sayılan haller dışında icra mahkemesince verilen kararlar kesin hüküm niteliğindedir. Taşkın haciz şikayeti sonucunda verilecek kararlar bu maddede sayılmadığından yargılama neticesinde verilecek karar kesindir.
Taşkın haciz Yargıtay kararları arasından aşkın haciz kararı kesin mi sorusuna cevap verecek nitelikte bir karar:
Yargıtay 12. HD. 2016/5361 E. – 2016/7688 K. 15/03/2016 T.:
“Borçlunun taşkın haciz şikayetine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
İcra mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK.nun 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan mahkeme kararları kesindir.Yargıtay’ca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin (REDDİNE), “
Şeklinde hüküm tesis edilmiştir ve bunun gibi nice kararlar sıralamak mümkündür.
Evleviyetle taşkın haciz nedeniyle tazminat istenebilmesi için alacaklının yapmış olduğu haksız hacizler ve bunun yanında icra memurunun da takdir yetkisini doğru bir şekilde kullanamamış olması birlikte rol oynarlar. Bu durumda zarar gören borçlu davacı sıfatını almaktayken davalı ise icra memurunun haksız işleminden dolayı Adalet Bakanlığı’dır.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise maddi tazminat davalarında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu ve yetkili mahkemenin de HMK m. 16’ya göre belirleneceğidir.
Taşkın haciz nedeniyle tazminat davalarından bir diğer tazminat davası olan manevi tazminat davalarında da kusur, zarar ve illiyet bağı aranmaktadır. Bu üç şartın gerçekleşmesi ile birlikte borçlu taraf şeref ve haysiyetine, onur ve saygınlığına zarar verici nitelikteki haciz işlemi nedeniyle manevi zararını tazmin etme yoluna gidebilir.
Taşkın haciz nedeniyle tazminat davalarında görev ve yetki bakımından maddi tazminat ve manevi tazminat davalarında aynı kanun hükümleri uygulanmaktadır.
Taşkın haciz nedeniyle tazminat davalarında dava açma süresi zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Yargıtay 4. H.D. 2004/8567 E. – 2005/2210 K. 07/03/2005 T.:
“Haksız yere bir kimsenin mallarının haczettirilmesi o kimsenin şeref ve haysiyetini ihlal eden kişilik haklarına saldırı teşkil eden ve Borçlar Yasası´nın 49. maddesi gereğince manevi tazminat ile sorumlu tutulmayı gerektiren bir davranıştır. Bu nedenle davacı yararına manevi tazminata karar verilmek gerekirken bu istemin tümden reddi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.”
Özetle taşkın haciz durumunda borçlu yetkili icra hukuk mahkemesinden toplam borç miktarını aşan hacizlerin kaldırılmasını talep edebilir. Bunun yanı sıra şayet maddi bir zararı doğmuşsa ya da kişilik haklarına karşı bir zarar meydana geldiyse borçlu tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açılabilir. Unutulmamalıdır ki taşkın haciz şikayet süresi 7 günlük hak düşürücü süreye tabidir; maddi manevi tazminat talepli davalar ise 1 yıl ve 10 yıllık zamanaşımına tabidir.