12 Eylül 2025 CUMA Resmî Gazete sayı : 33015

Yargıtay Başkanlığından:
YARGITAY
İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME BÜYÜK GENEL KURULU KARARI
ESAS NO : 2023/1
KARAR : 2025/3
KARAR TARİHİ : 13.06.2025
ÖZET: Türk Borçlar Kanunu'nun 444-447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olması gerekir.
A. İçtihatları Birleştirme Başvurusu
06.09.2021 ve 14, 10.2021 havale tarihli aynı İçerikli dilekçeler İle; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444-447, maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri mi yoksa İş mahkemeleıi mi olduğu konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kumlu kararlan ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ve Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi kararları arasında ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kendi kararlan arasında içtihat aykırılığı bulunduğu belirtilerek bu konuda İçtihadı birleştirme yoluna gidilmesi
Yine, 04.012023 tarihli dilekçe ile; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444-447 maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali hâlinde bundan kaynaklanan uyuşmazlıkta görevli mahkeme konusunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararlan ile Yargıtay II
Hukuk Dairesi kararlan ve Yargıtay I l. Hukuk Dairesinin istanbul Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun başvurusu üzerine verdiği karar arasındaki görüş ayrılığının içtihadı birleştirme karan ile giderilmesi talep edilmiştir
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 3005 2023 tarihli ve 159 sayılı karan İle; konu İle İlgili olarak görüş aykırılığı bulunduğu ve farklı uygulamaların sürdürüldüğü sonucuna varıldığından aykırılığın İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca giderilmesi gerektiğine ve raportör üye görevlendirilmesine karar verilmiştir.
İçtihadı Birleştirme konusu İse Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 30.05.2023 tarihli ve 159 sayılı karan İle;
"Türk Borçlar Kanununun 444-447. maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda görevli mahkemenin asliye licarel mahkemeleri mi iş mahkemeleri mi olması gerektiği' olarak belirlenmiştir
C. Görüş Aykırılığının Giderilmesi İstemine Konu Kararlar
I.yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları
-19.09.2007 tarihli ve 2007/1 1-602 Esas, 2007/591 Karar
-22.09 2008 tarihli ve 2008/9-517 Esas, 2008/566 Karar
-21.09 2011 tarihli ve 2011/9-508 Esas, 2011/545 Karar

-27.02 2013 tarihli ve 2012/9-854 Esas, 2013/292 Karar
-25.12 2013 tarihli ve 2013113-412 Esas, 2013/1708 Karar
2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Kararları
-23.052006 tarihli ve 2006/6891 Esas, 2006115193 Karar
-24 12 2009 tarihli ve 2009126954 Esas, 2009/36971 Karar
-25.01 2010 tarihli ve 2008/14902 Esas, 2010/1271 Karar
-08.03.2013 tarihli ve 2012/16795 Esas, 2013/4894 Karar
-26 03 2013 talihli ve 2012/18453 Esas, 2013/6480 Karar
-16.012014 tarihli ve 2013/1856 Esas, 2014/215 Karar
-26012021 tarihli ve 2019/3155 Esas, 2021/2225 Karar
-28.012021 tarihli ve 2019/4878 Esas, 2021/2668 Karar
-01.06.2021 tahlili ve 2021/3076 Esas, 2021/9789 Karar
-30 1 12021 tarihli ve2021/10133 Esas, 2021/15959 Karar

-27.09.2022 tarihli ve 2022/7578 Esas, 2022/10519 Karar
3. Yargıtay II. Hukuk Dairesi Kararları
-25 012011 tarihli ve 2009/12088 Esas, 201 1/718 Karar
-06022015 tarihli ve 2014/19137 Esas, 2015/1397 Karar
-22.10.2020 tarihli ve 2020/298 Esas, 2020/4375 Karar
-31.05.2021 tarihli ve 2020/21 13 Esas, 2021/4613 Karar
-09.06.2021 tarihli ve 2020/790 Esas, 2021 '4939 Karar
-03.12 2021 tarihli ve 2021/1534 Esas, 2021İ5811 Karar (Uyuşmazlığın giderilmesi karan)
-1 1.01 2022 tarihli ve 2020/7435 Esas, 2022/141 Karar
-27012022 tarihli ve 2020/6410 Esas, 2022/697 Karar
-05.04 2022 tarihli ve 2021/995 Esas, 2022/2826 Karar -11 10 2022 tarihli ve 2022/935 Esas, 2022/6867 Karar
D. Dairelerin Görüş Özetleri
İçtihatların birleştirilmesi talebinin ön değerlendirmesi aşamasında kararları arasında içtihat aykırılığı bulunan Hukuk Genel Kumlu İle Ozel Dairelerin görüşleri yazılı olarak alınmıştır,
I. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Görüş Yazıları
a.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığının 26.10.2021 tarihli ve 35613334-2021/65279 sayılı birinci görüş yazısında:
'l Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kapatılmasından sonra Yargıtay 9 Hukuk Dairesi uyuşmazlıklarda İş mahkemelerinin görevli olduğuna karar vermiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun İse İki yönde kararları mevcut ise de son İçtihatlarında ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna İlişkin kararlan nedeniyle çelişki oluştuğundan İçtihatların birleştirilmesi gerektiği değerlendirilmekledir. " şeklinde görüş bildilİlmİştİr.
b.yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığının 21 Ol 2022 tarihli ve 35613334-2022/81-3 sayılı ikinci görüş yazısında;
" Yargıtay 9. Hukuk Dairesi son İçtihatlarında 12.102017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda açıkça Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi İşçiler İle işverenleri arasındaki davaların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenerek İş mahkemelerinin görev alanında önemli bir değişiklik yapıl[dığ], [b]öylccc 7036 saylı Kanunün yürürlüğe girmesi İle birlikte 6102 sayılı Kanun'un "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutanna bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar İle ticari nitelikteki çekişmesiz yargı İşlerine bakmakla görevlidir." şeklindeki 5. maddesindeki "aksine hüküm" koşulunun gerçekleştiği ve bu gerekçe İle de uyuşmazlığın çözümünde anık ticaret mahkemelerinin değil İş mahkemelerinin görevli olduğunu kabul ederek oncekİ İçtihadından dönmüştür
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun yürürlük tarihinden sonrasına İlişkin bu konuda bir İçtihadı bulunmamaktadır
Açıklanan nedenlerle Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kapatılmasından sonra Yargıtay 9.
Hukuk Dairesi, uyuşmazlıklarda iş mahkemelerinin görevli olduğuna karar vermiş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de ticaret mahkemeleıinin görevli olduğu gölüşündeyken, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun İse İki yönde kararlan mevcut İse de son İçtihatlannda ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna İlişkin kararları nedeniyle daireler ve Kumlumuz kararlan arasında çelişki oluştuğundan içtihatların birleştirilmesi gerektiği..." şeklinde görüş bildirilmiştir 2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Görüş Yazıları
a.Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanlığının 22.09.2021 tarihli görüş yazısında
Bu açıklamalara göre, özellikle 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile, Türk Borçlar Kanununun [kinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi İşçiler İle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıkları[nı] Çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olduğu, Kanundaki bu hüküm ile Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde yer alan "aksine hüküm" bulunması şartının gerçekleştiği dikkate alınarak rekabet yasağı sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda iş mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Ozellikle Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi İle Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin birleştiği tarihten önceki süreçte, gerek 9 Hukuk Dairesi gerekse Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince aksi yönde birtakım kararlar verilmiş İse de, konunun değişen yasal düzenlemeler ve rekabet yasağının kaynağı, niteliği, sınırlan ve sonuçlan bakımından yeniden gözden geçirilmesi sonucunda, rekabet yasağından kaynaklanan uyuşmazlıkların çozüm yerinin iş mahkemeleri olduğu sonucuna varılmıştır
Diğer taraftan Hukuk Genel Kumlu lnun 22/09/2008 tarih, 2008/9-517 esas ve 2008/566 karar ve 21/09/2011 tarih, 2011/9-508 esas ve 2011/545 karar sayılı kararlarında rekabet yasağına aykırılıktan doğan uyuşmazlıklarda İş mahkemelerinin görevli olduğu yönünde karar verilmekte iken, 25/12/2013 tarih, 2013/13-412 esas, 2013/1708 karar sayılı karan ile 27.02.2013 tarih, 2012/9-854 esas, 2013/292 karar sayılı kararlarında mutlak ticari dava niteliğindeki davalarda ticaret mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de rekabet yasağına aykırılıktan doğan davalar yönünden ticaret mahkemelerince verilen kararların esasına yönelik temyiz İncelemesini sürdürmektedir (I I Hukuk Dairesi'nin 09/06/2021 tarih, 2020/790 esas, 2021/4939 karar sayılı ve 31/05/2021 tarih, 2020/ 21 13 esas, 2021/4613 karar sayılı kararlan).
Bu bakımdan Dairemizin gerek önceki kararlan İle şimdiki kararlan arasında, gerekse Dairemizin şimdiki kararlan İle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay l ] . Hukuk Dairesinin kararlan arasında İçtihat aykırılığı bulunduğundan, Yargıtay Kanunu'nun 16/5. maddesi gereğince
İçtihatların birleştirilmesinin gerekli olduğu " şeklinde görüş bildirilmiştir.
b.Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanlığının 31.01.2023 tarihli görüş yazısında aynı görüş tekrar edilmiştir.
3. Yargıtay I I. Hukuk Dairesinin Görüş Yazıları
a.Yargıtay I I . Hukuk Dairesi Başkanlığının 10.01.2022 havale tarihli ve 23 saylı görüş yazısında',
" Nitekim Dairemizin 25/01/2011 gün ve 2009-12088/718 sayılı kararında belirtildiği ve HGK tarafından da benimsendiği üzere "rekabet yasağ taahhüdü hizmet sözleşmesinin İçinde yer almasına rağmen, hizmet akdi süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bır hususu düzenlemektedir, Hizmet akdinin devamı süresince yapılan bir sadakatsizlik ister sözleşme ile düzenlensin, isterse de kanun ile düzenlensin iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır. Olayda İse davacı davalının akdin sona emesinden sonra gerçekleşen eylemi sebebiyle cezai şart İstemektedir. Uyuşmazlığın bu hukuki niteliği İtibariyle davanın İş mahkemesinde görülmesini gerektiren bir durum mevcut değildir. Ayrıca ticari sırrın ne olduğunun değerIendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gbİ "rekabet yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bir konudur. Yine m. 444 İla 447 hükümlerinden doğan davalann mutlak ticari dava oldukları da TTK m, 4'de öngörülmüştür l' (HGK'mn 29/02/2012 tarih ve 201 1/11-781 1109 sayılı karan).
Belirtmiş olduğumuz ve benzeri nedenlerden dolayı Dairemizin görüşü, 7036 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra da eski uygulamanın devam edilmesi gerektiği, TBK m. 444 İla 447 hükümleri kapsamındaki rekabet yasağı sözleşmesine aykırılıktan doğan davalara bakmaya asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, bu davalarla İş mahkemesinin İlgisinin bulunmadığı
Yönündedir." şeklinde görüş bildirilmiştir.
b.yargıtay I l , Hukuk Dairesi Başkanlığının 22 Ol 2023 tarihli görüş yazısında;
Şu halde TBK'nın 444 vd maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına İlişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın İhlali halinde onaya çıkacak uyuşmazlıkların 7036 sayılı Yasanın
5/1 maddesi kapsamında iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak tanımlanması ve giderek İş
mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesi yerinde bir yaklaşım değildir. Bu çerçevede İş mahkemeleri İle ticaret mahkemelerinin görev alanları bakımından bir hüküm uyuşmazlığından bahsedilemeyeceği gibi 7306 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi İle TBK'dakİ rekabet yasağına İlişkin hükümlerin mutlak ticari dava olarak tanımlanmasına ilişkin MK'mn 4. maddesi hükmünün zımnen İlga edilmiş olduğu da İleri sürülemez, Hâ! böyle olunca kanun koyucunun mutlak ticari dava niteliğindeki bir davayı ITKnın 5, maddesinde yazılı "aksine bir hüküm bulunmadıkça" hükmüne dayalı olarak İhtisas alanı ve yargılama usulü birbirinden tamamen farklı bir mahkemenin görevi kapsamına alınması gibi kabul edilemez nitelikteki bir yaklaşımda bulunmasının söz konusu edilemeyeceği ve yine mahkemelerin genel olarak görev alanını düzenleyen HMK'ya kıyasla TTK ve İş Mahkemeleri Kanunu arasında özel kanun-genel kanun ayrımına gidilmesi de mümkün olmadığından başka kıstaslara da müracaat edildiğinde yürürlük tarihi kıstasına göre sonraki kanun olan İş Mahkemeleri Kanunu'na öncelik verilmesi gerekli gölülüyor ise de her İki Kanun metni büyüteç altına alındığında birinin özel hüküm, diğerinin ise ona kıyasla genel hüküm niteliğinde kaleme alındığı müşade edilmekle konunun bu kapsamda da ele alınıp tartışıldığında, iş mahkemelerinin görev alanını belirleyen İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5, maddesi ”TBK'mn 2. kısmında 6 bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işveren veya işveren vekilleri arasında İş İlişkisi nedeni ile sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına” şeklinde genel bir atıfta bulunduğu, Kanunun göndermede bulunduğu TBK'nın 2. kısım 6. bölümde hizmet sözleşmelerine dair muhtelif konulan düzenleyen 55 madde bulunmaktadır. TBK 393-447. maddeleri arasında sıralanan bu maddelerden rekabet yasağına İlişkin İse yalnızca 4 madde mevcuttur. TTK 4/c-l maddesinde İse 444-447 maddeleri açıkça zikredilmek sureti İle adeta nokta atışı yapılarak hiçbir tereddine yer bırakmadan işin mutlak ticari dava mahiyetinde olduğu vurgulanmıştır Bu durumda TTK'daki hükmün İş Mahkemeleri Kanunu'ndaki düzenlemeye nazaran özel hüküm niteliği taşıdığı apaçık ortadadır. Diğer yandan rekabet yasağı kapsamındaki nTicari sır" kavramı, konusunda İhtisas sahibi mahkemelerce mevcut piyasa şartlan çerçevesinde tartışılıp değerlendirilmesi gereken ticari bir kavram olduğundan işin ticaret mahkemesinde görülmesi hakkaniyet İlkesine daha uygun düşeceği ve bu şekilde İçtihatların birleştirilmesi gerektiği kanaati ile iş bu rapor tarafımızca hazırlanmış ve makama sunulmuştur." şeklinde gömş bildirilmiştin
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kumlunda yapılan görüşmeler sırasında-, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 16/5. maddesindeki düzenleme İle Yargıtaya içhtihadl birleştirme yetkisi verildiği, içtihadı birleştirme kararlarının ise aynı Kanun'un 45/5. maddesinde benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlayacağı Yönünde hüküm bulunduğu, Yargıtaya içtihadı birleştirme yoluyla adeta Türk Büyük Millet Meclisine ait olan kanun yapma yetkisi verildiği, kanunlar, parlamento kararları, idari makam ve mercilerin işlem ve kararlanmn yargısal denetime tabi olmasına rağmen içtihadı birleştirme kararlan İçin bu şekilde bir yargısal denetim mekanizmasının öngörülmediği, öte yandan Avrupa ülkelerinin mevzuatında da bu konuda yetki bulunmasına rağmen uzun zamandan beri bu ülke organlarınca sözü edilen yetkinin kullanılmadığı, mevcut içtihat farklılıklarının giderilmesi için yasama organına başvurulmasının en doğru yol ve yöntem olduğu, bu nedenle içtihadı birleştirme başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerektiği ön sorun olarak ileri sürülmüş ancak yapılan görüşmeler sonucunda 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 16/5. maddesindeki açık düzenleme ile Yargıtaya içtihadı birleştirme yetki ve görevinin verildiği, mevcut uyuşmazlıkta Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun içtihatları arasında farklılık bulunduğu, yargıya güven ve hukuki güvenlik ilkeleri gereği içtihat aykırılıklarının giderilmesi gerektiği gerekçesiyle üçte ikiyi aşan oy çokluğuyla ön soıun bulunmadığına karar verilerek, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
111. İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KONUSU İLE İLGİLİ KAVRAM, KURUM VE
MADDE 444- Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona emesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteh çevresi veya üretim sırlan ya da İşverenin yaptığı İşler hakkında bilgi edinme İmkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir
MADDE 445- Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.
Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşullan serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçımde goz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya Süresi bakmndan sınırlayabilir,
MADDE 446- Rekabet yasağına aykın davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığ bütün zararları gidemekle yükümlüdür.
Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, İşçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına İlişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktan aşan aran gidermek zorundadır.
İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyk kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile İşçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de İsteyebilir.
MADDE 447- Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürduıülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer.
Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle İşçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağ sona erer.
2.7036 SAYILI İŞ MAHKEMELERİ KANUNU (7036 sayılı Kanun) Görev
MADDE 4- (l) Her İki tarafın da ticari İşletmesiyle İlgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı İşleri İle tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
962 İli 969 uncu maddeleıinde,
İlişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı İşleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı İşi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari İşletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine İlişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır
(2) (Değişik: 28/212018-7101/61 md,) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. (Ek cumle:
md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek I inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır
MADDE 5- (l) Aksine hüküm bulunmadıkça, olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticaıi davalar İle ticari nitelikteki çekişmesiz yargı
İşlerine bakmakla görevlidir,

a. Genel Olarak
Hakkı ihlal edilen veya edilme riski İle karşı karşıya kalan kişi ihkak-l hak yasağ gereği hukuki menfaatinin teminini Devletin yargı organları olan mahkemelerden talep eder. KİŞİ, bu talepte bulunurken yahut dava sürecini başlatırken öncelikli olarak yargı sisteminde yer alan mahkemelerden hangisine başvuracağım belirlemelidir. Bu belirleme, özel hukukta göreve İlişkin kurallar doğrultusunda yapılır, Zira görev, uyuşmazlığın bir yerdeki hukuk mahkemelerinden hangisi tarafından İnceleneceğini İfade eden bir kavramdır (Faruk Barış Mutlay, Melih Işık, "7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Uyarınca Görev", Ankara Universİtesİ Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı 68(3) 2019, 5,566', benzer yönde Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt I, İstanbul 2001, s 36, 160,309; Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Sema Taşpınar Ayvaz, Medeni Usul Hukuku,
Ankara 2016, 2 Baskı, s. 191; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Cilt I, Ankara 2021, 4. Baskı, s.34, Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medenî Usûl Hukuku, İstanbul 2023, 11 Bası, 5,63).
Adli yargı kolunda ilk derece mahkemeleri genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak İkiye ayrılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 2. maddesinde asliye hukuk mahkemelerinin; 4. maddesinde İse sulh hukuk mahkemelerinin görev alanı düzenlenmiştir
Genel mahkemelerin bakacağı davalar, belirli kişi ve İş gruplanna göre sınırlandırılmamış olup aksi belidilmedikçe medeni yargılama hukukuna giren her türlü İşe bakmakla görevlidirler
Açık kanun hükmü İle özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütun davalar genel mahkemelerin görevine girer. Belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak için özel kanunlarla kurulmuş olan mahkemelere öze] mahkemeler denir, Özel mahkemelerin baktıkları işler, genel değil ö7Rldir; belli kişiler veya konular bakımından sınırlandırılmıştır. Özel mahkemeler yalnız özel kanunlarında gösterilmiş olan İşlere ve davalara bakarlar; bunun dışındaki İşler ve davalar genel mahkemelerin görevine girer (Kuru, s.60, 164)
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) "Kanuni hakim güvencesi" başlıklı 37. maddesinin I fıkrasında hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın 142/1. maddesinde de "mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle genel mahkemelerin kuruluşunda olduğu gibi özel mahkemelerin (veya İhtisas mahkemelerinin) kumluşu, görev ve yetkileri, İşleyişi ve yargılama usulleri de mutlaka ayrı (özel) bir kanun hükmü ile düzenlenir.
Bu hâli İle hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağ hususu göreve İlişkin kurallar İle belirlenmiştir,
Öte yandan görev kuralları kamu düzenine İlişkin (HMK m. l) ve emredici niteliğe sahiptir, yorum veya kıyas yolu İle genişletilmeleri ya da değiştirilmeleri mümkün değildir, Taraflar aralarında yapacakları anlaşma İle görevli mahkeme tayin edemezler ve uyuşmazlığın başka bir mahkemede görülmesini sağlayamazlar. Taraflarca yapılan bu yöndeki bir anlaşma, emredici hükme ve kamu düzenine aykırı olduğundan, TBKmn 27. maddesi doğrultusunda kesin hükümsüzlük yaptırımına tabidir (Mutlay, Işık, 5.567; Pekcanıtez vd, Medenî Usul Hukuku, s.68; Hakan Pekcamtez, Muhammet Ozekes, Mine Akkan, Hülya Taş Korkmaz, Pekcanıtez Usûl, Medeni Usûl Hukuku, Cilt I, İstanbul 2017, 15. Bası, s.240; Yılmaz, Şerh, 5.34 vd•, Süha Tanrıver,
Medenî Usûl Hukuku, Cilt I, Ankara 2020, Yenilenmiş ve Genişletilmiş 3. Bası, s. 149; Hukuk
Muhakemeleri Kanunu Hükümet Gerekçesi m.l (https:/fwww5.tbmm.gov.tT/ tutanaklari
TUTANAK/ TBMM/ d23/c089/ tbmm23089050ss0393.pdf [Erişim Tarihi 13,062025]; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 05.12.1977 tarihli ve 1977/4 Esas, 1977/4 Karar sayılı karan).
Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev İlişkisi olduğu konusunda öğretide ve uygulamada duraksama yoktur (Mutlay, Işık, s,568; Kuru, 61, 718; Tannver, s.148, Ayşe Köme Akpulat, İş Mahkemelerındc Yargılamanın Özellikleri, İstanbul 2018, l, Baskı, 5,476; Akkan, Pekcanıtez Usûl, s, 233).
Görev kurallarının bu niteliği gereği HMK'mn 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiş olup 115. maddeye göre dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca İleri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. öyle ki, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay da mahkemenin görevli olup olmadığını resen incelemekle görevli ve yetkili kılınmıştır (HMK m.353/l-a-3, 371/1b), Bu nedenle dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. Görev nedeniyle verilen ret kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesi yönünde karar tesis edilmelidir (1--RvfK m, 20),
İş İlişkisinin özel ve farklı dunımu yargılama hukuku alanında da kendisini göstermiş ve genel mahkemeler haricinde ayrı özel mahkeme olarak iş mahkemelerinin kurulması sonucunu doğurmuştur. Başka bir İfadeyle İş sözleşmesinin diğer sözleşmelere göre özel hâli, diğer hukuki ilişkilerin aksine İş İlişkisinin, özel bir uzmanlık gerektiren farklı bir yargılama usulüne tabi tutulmasını zorunlu hâle getirmiştir, Nitekim 2609.1960 tarihli ve 1960/13 Esas, 1960/15 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da "...iş mahkemelermm iş aklinden doğan münasebetlerden çıkan davalarm bu konularda özel bilgiye sahip mahkemelerde görülmesi amacıyla kurulmuş olduğu göz önünde tutulunca... l' İfadeleri İle bu husus vurgulanmıştır,
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (5521 sayılı Kanun) l. maddesinde lüzum görülen yerlerde İş mahkemesi kurulacağı belirtilmiş olup 25, 10.2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun'un 2, maddesinde de İş mahkemelerinin her İl merkezi İle bölgelerin coğrafi durumları ve İş yoğunluğu gözönünde tutularak belirlenen İlçelerde Adalet Bakanlığınca Hakimler Savcılar Kumlunun (HSK) olumlu görüşü alınarak tek hâkimli olarak ve asliye hukuk mahkemesi derecesince gerekli görülen yerlerde kurulacağı belinilmİştİr. Bu mahkemelerin yargı çevresi İse 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun (5235 sayılı Kanun) hükümlerine göre belirlenir. İş durumunun gerekli kıldığı hâllerde İş mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla gelen İşlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki İş dağlımı HSK tarafından belirlenen İlkeler çerçevesinde gerçekleştirilir ve İş mahkemesi bulunmayan yerlerde İş mahkemesinin görev alanına giren dava ve işlere o yerdeki asliye hukuk mahkemesince İş mahkemesi sıfatıyla bakılır.
İş mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu uyuşmazlıklar İse 30.01.1950 talihli ve 5521 sayılı Kanun ve bu Kanun'a atıfta bulunan bazı kanunlardaki hükümlerle belirlenmişti, 5521 sayılı
Kanun'un I . maddesine göre,
"İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanımım değiştirilen ikinci maddesinm Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her Itirlii hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak Ili:ıım görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.
Bu mahkemeler:
J (Mülga: 18/10 2012-6356 81 mü.)

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun I maddesinin I. fıkrasındaki hüküm dikkate alındığında iş mahkemelerinin görev alanının belirlenmesinde tarafların statüsünün esas alındığı görülmektedir. Gerçekten de hükümde "İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimseler ile işveren ve işveren vekilleri” arasındaki uyuşmazlıkların iş mahkemesinde gorüleceği hükme bağlanmıştır. Bu nedenle işçi, işveren ve işveren vekillerinin tespiti önem arz etmekteydi.
Bu tespit yapılırken 5521 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte yülürlükte olan kanun veya kanunların esas alınması gerekmekteydi. 5521 sayılı Kanun'un Resmî Gazete'de yayımlandığı
04.02.1950 tarihinde yürürlükte olan kanun 3008 sayılı İş Kanunu idi (15.06.1936 tarihli ve 3330 sayılı Resmi Gazete) ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun (5953 sayılı Kanun) ile 854 sayılı Deniz İş Kanunu (854 sayılı Kanun) henüz yürürlüğe girmemişti. 5953 sayılı Kanun 20.06 1952; 854 sayılı Kanun ise
29.04.1967 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlük kazanmıştır. Bu nedenle 552] sayılı Kanun'un l. maddesinde belirtilen İş Kanunu'nun 3008 sayılı İş Kanunu olduğu kabul edilmekteydi
5521 sayılı Kanun'un I maddesinin l. fıkrasındaki "o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hari@' şeklindeki ifadeyle de 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlerine tabi işçiler ile İşveren veya İşveren vekilleri arasındaki uyuşmazlıklann 5521 sayılı Kanun kapsamında olmadkğl kabul edilmekteydi ve uygulama da bu yönde yıllarca devam etmiştir, (Benzer yönde Mutlay, Işık, 570 vd). 5953 ve 854 sayılı Kanun'a tabi işçiler ile bunların işveren veya işveren vekilleri arasındaki uyuşmazlıklar ise bu kanunlardaki özel hükümler (5953 sayılı Kanun Ek m.4 ve 854 sayılı Kanun m.46/l) nedeniyle iş mahkemelerinde görülmekteydi,
3008 sayılı İş Kanunu 931 sayılı İş Kanunu ile yürürlükten kaldırılmış, iki yıldan fazla süre yürürlükte kalan 931 sayılı İş Kanunu'nun Anayasa Mahkemesince şekil yönünden Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle İptal edilmesi üzerine bu Kanunkın birkaç hükmü dışında diğer hükümleri korunarak 1475 sayılı İş Kanunu 25.08.1971 tarihinde kabul edilmiş ve 01.09.1971 tarihinde yürürlüğe girmiştir, Daha sonra bir çok değişikliğe uğrayan bu Kanun otuz yıla yakın süre yürürlükte kaldıktan sonra 10 062003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 120 maddesi uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen 14. maddesi hariç Yürürlükten kaldırılmıştır.
Kanununa yapılan atıflar bu Kamına yapılmış sayılır." düzenlemesi yer almaktadır Her ne kadar 5521 sayılı Kanun'nda açıkça 1475 sayılı Kanun'a atıf yoksa da bireysel İş kanunlarınm yürürlük tarihleri dikkate alındığında 5521 sayılı Kanun'da geçen "İş Kanunu” İfadesi, önce 3008 sayılı, sonra 1475 sayılı Kanun olarak anlaşıldığından, nihai olarak söz konusu ifadenin 4857 sayılı Kanun olarak kabulü gerekmekteydi. Bunun yanında 5521 sayılı Kanun'un I. maddesinde yer alan "o kanımım değiştirilen ikinci maddesinin (Ç), (D) ve (E) fıkralarında istisna edilen işlerde hariç” İfadesiyle İse 4857 sayılı Kanunim "istisnalar” başlıklı Kanun kapsamında olmayan İşlerin, işyerlerinin ve işçilerin sayıldığı 4 madde hükmü anlaşılmıştır (Mutlay, Işık, s.573).
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 25_10 2017 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak öngörülen İstisnalar dışında yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş, 10. maddesi İle 5521 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış ve mevzuatta 5521 sayılı Kanun'a yapılan atıfların bu Kanun'a yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
İş mahkemelerinin görevi 7036 sayılı Kanun'un 5, maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre İş mahkemeleri, 5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanunla tabi gemiadamlan, 4857 sayılı Kanun'a veya TBK'nın İkinci Kısmının Altıncı Bölümunde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi İşçiler İle İşveren veya İşveren vekilleri arasında, İş İlişkisi nedeniyle sozleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına-, idari para cezalarına İtirazlar İle 5510 sayılı Sosyal Sigonalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu İş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara ve diğer kanunlarda İş mahkemelerinin görevli olduğu belinilen uyuşmazlıklara İlişkin dava ve İşlere bakmakla görevli kılınmıştır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu İle 4857 sayılı Kanun'un yanı sıra ö7Rl düzenleme bulunmasına rağmen 5953 ve 854 sayılı Kanunlara tabi işçiler ile işveren veya İşveren vekilleri arasındaki uyuşmazlıklara İlişkin dava ve işlerde de İş mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin açık düzenleme yapılmıştır, Ayrıca 7036 sayılı Kanun 5521 sayılı Kanun'dan farklı olarak TBK'mn İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi İşçiler İle İşveren veya İşveren vekilleri arasındaki uyuşmazlıklara İlişkin dava ve İşlerin de İş mahkemelerinde görüleceğini düzenlemiştir.
Belirtmek gerekir ki, TBK'nın İkinci Kısmının "hizmet sözleşmeleri” başlıklı Altıncı Bölümünde "genel hizmeı sözleşmesî', "pazarlamacılık sözleşmesi', "evde hizmet sözleşmesi' düzenlenmiş olduğundan sadece TBK'mn 393-447. maddelerinde düzenlenmiş olan genel hizmet sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda değil pazarlamacılık ve evde hizmet sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda da görevli mahkeme İş mahkemesi olacaktır (Hamdi Mollamahmutoğlu, Muhittin Astarlı, Ulaş Baysal, İş Hukuku, Ankara 2022, Güncellenmiş 7. Baskı, s 145; Mutlay, [şık, s.582).
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun hükümet gerekçesinde iş yargılamasının özelliği, işçi ve işveren arasındaki ilişkinin niteliği, iş mahkemelerinin iş yükü ve iş davalarının ortalama gorilime süreleri ile 6100 sayılı Kamınım hükümleri dikkaıe alınarak 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kamımınım yeniden ele alınması gerekmiştir... " şeklindeki açıklamalardan sonra 5. maddenin gerekçesinde "...Maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yapılan düzenleme ile, iş mahkemelerinin görev alam genişletilerek 5521 sayılı Kanunda düzenlenen uyuşmazlıkların
sıra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısım Alımcı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelermden (genel hizmet sözleşmesi, pazarlamacılık sözleşmesi ve evde hizmeı sözleşmesi) kaynaklanan işçi ve işveren uyuşmazlıkları da kapsama alınmakladır. Ayrıca sadece 4857 sayılı İş Kanununa tahi işçiler değil 5953 sayılı Basın Mesleğinde ('alışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebeılerin Tanzimi Hakkında Kamın kapsamındaki gazeıeciler ile 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamındaki gemiadamları da kapsama alınmakta ve hunlar ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş' ilişkisi nedenıyle sözleşmeden veya kanımdan doğan her liirlii hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemelerinin bakacağı kabul edilmekledir. Bu düzenlemeler 5953 sayılı Kamımın ek 4 üncü maddesi ve 854 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle de uyumludur. Böylece iş mahkemeleri, işçi ve işveren arasındaki itim ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tanı bir ihtisas mahkeme." olarak kabul edilmekledir. Bu yaklaşımla, işçi ve işveren arasında Iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda istikrarlı kararlarm verilmesi sağlanacak, uzmanlık sebebiyle kısa sürede daha güvenilir sonuçlar elde edilecek ve yargı yoluna başvuranlarm haklan daha iyi korunacaktır.... " denilerek 7036 sayılı Kanunun çıkanıma amaç ve gayesine vurgu yapılmıştır (https:/!mevzuat tbmm gov.tri Kanun/ KanunDetay?YasamaKanunId— f72877c0- 6dbd- 037be050- 007fD1005610&kanunNumarasi-70364Step-2 [Erişim Tarihi 19.06.2025]).
ii. İş Mahkemesinin Görevli Olması İçin Gereken Şartlar (I) Uyuşmazlık tarihinde işçi sıfatının kazanılmış olması
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde de belirtildiği üzere uyuşmazlığın İş mahkemesinin görev alanına girebilmesi İçin taraflarından birinin işçi olması gerekmektedir. 4857 sayılı Kanunim 2/1. maddesine göre bir İş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye İşçi denir, Bu tanım İşçi kavramını İş sözleşmesine oturtmaktadır ve bu yönüyle de Türk hukukunun kural olarak tümü için geçerli, yani Türk hukukunda işçi denildiğinde ne anlaşılması gerektiğine cevap verecek bir tanım olmaktadır (Mollamahmutoğlu vd, s, 168). İş sözleşmesi İle çalışmayanlar 4857 sayılı Kanun açısından işçi sayılmazlar ve Kanun'un kapsamı dışında kalırlar. 4857 sayılı Kanun dışındaki diğer İş kanunları açısından da aynı durum söz konusudur. Deniz İş Kanunu ve Basın İş Kanunu kapsamına sadece İş sözleşmesi (hizmet akdi) İle çalışanlar girer, Borçlar Kanunu'na göre de İşçi niteliğini kazanmak İçin hizmet sözleşmesi (İş sözleşmesi) İle çalışmak gerekir (Nuri Çelik, Nurşen Caniklioğlu, Talat Canbolat, Ercüment Ozkaraca, İş Hukuku Dersleri, İstanbul 2021, Yenilenmiş 34. Baskı, *95).
4857 sayılı İş Kanunu İle yürürlükten kaldırılan 1475 sayılı Kanun'da İş sözleşmesinin tanımına İlişkin bir hükme yer verilmemiştir. 4857 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, "İş sözleşmesi, hir tarafm (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işverenl da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.” tanımı yapılmıştır. Belirtmek gerekirse 4857 sayılı Kanun'da hizmet akdi ifadesi terk edilmiş, yerine iş sözleşmesi kullanılmıştır.
Hizmet akdi mülga 818 sayılı Kanun'un 313/1. maddesinde "Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen hir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahl ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurları belirgin İken 4857 sayılı Kanun'da daha önce Anayasa Mahkemesi ve öğretinin de kabul ettiği gibi bağımlılık unsuruna da yer verilmiştir. TBK'mn 393/1. maddesine göre de "Hızmel sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de ona zamana ve yapılan işe göre ücret ödemeyi iisllendiği sözleşmedir"_
İş (hizmet) sözleşmesinin bu tanımlarından hareket edildiğinde: işçinin ücret karşılığında bağımlı olarak İş görmeyi üstelenen kişi olarak tanımlanması da mümkündür (Mollamahmutoğlu vd, s. 168).
Konuya İlişkin olarak önemle belinmek gerekir ki, İş mahkemesinin görevli olması İçin davacının davasını İkame ettiğ ya da kendisine karş dava ikame edildiği tarihte işçi sıfatına sahip olması gerekli değildir. Önemli ve gerekli olan, kişinin İş uyuşmazlığının doğduğu anda İşçi sıfatına sahip olmasıdır (Mutlay,lşık, s. 586; Ercüment Özkaraca, Sema Deniz Özkan Koç, 'Rekabet Sözleşmesinden Doğan Uyuşmazlıklarda Görevli Mahkeme", Sicil İş Hukuku Dergisi, 2021, Sayı 45, s.84; Akpuıat, s97)
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca iş mahkemesinin görevli olabilmesi İçin uyuşmazlığın taraflarından birinin İşçi olması gerekmekle birlikte bu, tek başına yeterli olmayıp diğer tarafın işveren veya İşveren vekili olması zorunluluğu bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunuhun 2/1. maddesine göre İşçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara İşveren denir Bu tanımda İşveren yönünden İşçi kavramı esas alınmış olmakla birlikte 854 sayılı Kanun'un YA maddesinde gemi sahibine ya da kendisine ait olmayan bir gemiyi kendi adına ve hesabına işleten kişiye işveren denileceği belirtilmiştir. 5953 sayılı Kanun'da ve TBK'da İse İşveren tanımı yapılmamıştır. Ancak İşçi kavramında olduğu gibi İşveren kavramı bakımından da 4857 sayılı Kanun'da yapılan İşveren tanımının genel bir tanım olduğu ve Kanun'un uygulama alam İle sınırlı bir anlam taşımadığı söylenebilir (Aynı yönde Mollamahmutoğlu vd. s, 183-184)
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda benimsenen anlayış gereği, kişi herhangi bir bireysel iş kanunu ya da Türk Borçlar Kanunu uyarınca işveren sıfatına sahip olabilir. Ancak ifade edelim ki, kişi hangi kanun kapsamında olursa olsun İşverenlik sıfatının herhangi bir İş nedeniyle kazanılmış olması yeterli değildir. Önemli olan nokta, uyuşmazlığın tarafı olan İşçiyle kurulan İş sözleşmesi İlişkisi nedeniyle İşveren sıfatına sahip olmaktır, Bu anlayış doğrultusunda ayrıca önemle belirtmek gerekir ki, İş mahkemesinin görevli olması İçin davacının davasını İkame ettiği ya da kendisine karşı dava İkame edildiği taihte işveren sıfatına sahip olması gerekli değildir. Onemlİ ve gerekli olan, kişinin İş uyuşmazlığının doğduğu anda İşveren sıfatına sahip olmasıdır (Mutlay, ışık, s.601).
İşveren vekili, 4857 sayılı Kanun'un 2/4. maddesinde, "İşveren adına harekel eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yöneliminde görev alan kimseler... M şeklinde tanımlanmıştır. IKdaki düzenlemeden hareketle, İşveren İle İşveren vekili arasında bir temsil İlişkisinin olduğu kabul edilir İşveren vekili İşverene genellikle bir İş sözleşmesiyle bağlıdır. Ancak aradaki temel İlişkinin ve temsil yetkisinin her zaman bir İş sözleşmesine dayanması da gerekmez, Bu İlişkinin kaynağını, vekalet ya da şirket sözleşmesi ya da statü hukuku belirleyebilir. Böylece İşveren adına hareket edip onu temsil eden İşveren vekili İle İşçiler arasında, İş İlişkisi nedeniyle doğan uyuşmazlıklar da İş mahkemesinde görülür (Akpulat, s. 120; benzer yönde Mollamahmutoğlu vd, s.237 vd; Sarper Süzek, İş Hukuku, İstanbul 2023, 23. Baskı, s. 190; Çelik vd, s.55, 107). Burada hemen belirtilmelidir ki, İşveren vekili ile İşveren arasındaki temsil ilişkisi iş sözleşmesine dayanıyorsa başka bir deyişle İşveren vekili İle işveren arasında İş İlişkisi bulunmakta İse İşveren vekili de esasında işçi olduğundan bu İkisi arasında İş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da İş mahkemesinde görülecektir (Aynı yönde Akpulat, s, 120).
(3) Uyuşmazlığın İş İlişkisi nedeniyle iş sözleşmesinden ya da kanundan doğmuş olması
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca İş mahkemesinin görevli olabilmesi İçin tarafların İşçi, İşveren veya İşveren vekili olması gerekmekle birlikte ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş ilişkisi dolayısıyla İş sözleşmesinden veya kanundan doğması zorunluluğu bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/1. maddesinde işçi ile işveren arasında kumlan ilişkiye iş İlişkisi denileceği belirtilmiştir. İş mahkemelerinin görevli olduğu uyuşmazlıklar bu hâli İle İş İlişkisi nedeniyle İş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklardır, İş ilişkisinin iş sözleşmesi ile İle özdeş olduğu 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin hükümet gerekçesinde açıkça belirtilmiş olmakla iş sözleşmesi dışındaki bir ilişkiden dolayı işçi ile işveren veya işveren vekil arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda İş mahkemelerinin görevli olduğunu kabul etmek mümkün değildir (Mutlay, Işık, s.610; benzer yönde Akpulat, s.) 25). Esasen yukarıda belirtildiği üzere işçi, iş Sözleşmesi kavramı esas alınarak İşveren de İşçi kavramı temelinde tanımlandığından İş sözleşmesi dışındaki bir İş görme borcundan doğan İlişkinin İş İlişkisi olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
İş sözleşmesi yukanda açıklandığı üzere hem 4857 sayılı Kanun'da hem de mülga 818 sayılı
Kanun İle TBK'da tanımlanmış olup bu hükümlerden hareket edildiğinde İş sözleşmesi, bir yanda İşçinin İş görme borcunu, öte yanda işverenin ücret ödeme borcunu ihtiva eden, taraflardan her birinin öteki tarafın edimine karşı borç yüklendiği, İki taraflı bir sözleşmedir. İş sözleşmesinden doğan borçlar kuşkusuz ki, ücret ödeme ve İş görme borçlarından İbaret olmayıp bu ilişkiden her İki taraf İçin de yan edim yükümlülükleri de ortaya çıkmaktadır.
İş hukukunda diğer hukuk disiplinlerinde olmayan özel kaynaklar yer alır. Toplu iş sözleşmesi, bireysel İş sözleşmesi, tip iş sözleşmesi, İç yönetmelik, İşyeri uygulaması, İşverenin yönetim hakkı, İş hukukuna özgü kaynaklar arasındadır. 7036 sayılı Kanun'un 5. maddesinde sadece İş sözleşmesinden söz edilmiş İse de İşyeri İç yönetmelikleri ve uygulamalan, İş sözleşmesinin eki niteliğinde olduğundan bu kaynaklardan doğan uyuşmazlıklarda da iş mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle iç yönetmeliklerin ve işyeri uygulamalarının özellikleri dikkate alındığında bunların maddede açıkça zikredilmemiş olması görevli mahkemenin belirlenmesinde ulaşılan sonucu değiştirmez (Mutlay, Işık, s.612; Özkaraca, Özkan Koç, s,87), Yine 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 79. maddesi uyarınca yetkili İşçi sendikası ile işveren veya işveren sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işler de iş mahkemelerinde görülür.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5 maddesi uyarınca İşçi İle İşveren veya İşveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle iş sözleşmesinin yanı sıra kanundan doğan uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işler de iş mahkemesinin gorev alanına girmektedir. 7036 sayılı Kanunün 5, maddesinde sözu edilen "kamın" 4857 sayılı Kanun'un yanı sıra 5953, 854 sayılı Kanunlar ile
TBWnın hizmet sözleşmelerine İlişkin hükümlerini kapsamaktadır
Ticari hayatta yaşanan uyuşmazlıkların diğer uyuşmazlıklardan farklı olması, uzmanlık bilgisi gerektirmesi nedeniyle bu alandaki dava ve işlere bakmakla görevli özel mahkeme kurulması kaçınılmazdır, Ayrıca uzmanlık yargı yerlerinde dava ve İşlerin görülmesi, adalete ulaşmak İçin yargılamanın taraflarına bir güvence sağlamaktadır. Bu bağlamda, asliye ticaret mahkemelen aslında uzmanlığa dayalı bir güvence oluştumak amacıyla kurulmuşlardır (Sabih Arkan, Ticarî
İşletme Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2024, 30. Basıdan Tıpkı Basım, s. 107; Nesibe Kun Konca "Yeni Türk Ticaret Kanunu'na Göre Asliye Ticaret Mahkemeleri ", TAAD (Türkiye Adalet Akademisi Dergisi), Ekim 2013, Sayı 15, s, 83).
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (eTTK) 27.06.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname İle yapılan değişiklikten önceki 26. maddesinde ticaret davalarına bakan her asliye hukuk mahkemesi nezdinde ticaret sicili kumlacağ belirtilmişti. Hükümdeki ifade tarzı dikkate alındığında ticaret mahkemelerinin asliye hukuk mahkemesi başka bir anlatımla genel mahkeme olduğu esasının benimsendiği söylenebilir, (Aynı yönde Kurt Konca s. 81-82)
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde ise ticaret mahkemelerinin görev alam düzenlenmiş olup maddeye göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevi İçinde bulunan ve TTK'mn 4, maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır, Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde HSK tarafından asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı munhasıran bu Kanun'dan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
Ticaret mahkemelerinin yapısı ve İşleyişine İlişkin hükümler 5235 sayılı Kanun'un 5. maddesinde düzenlenmiş, 09.02.201 1 tarihli ve 61 10 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13, maddesi İle yapılan değişiklik İle ticaret mahkemeleri tek hâkimli olarak öngörülmüş ancak daha sonra 18.06.2014 taihli ve 6545 T&uum